| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

deniz devrim

Aşk, kalbimin saygısız misafiridir. Sormadan gelir sormadan gider.

8 "şiir" etiketi kullanan gönderi "şiir" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yine yuruyorum yalniz ufuklara...

Yuruyorum bilinmez sonlara,
Belki acilara,
Belki de mutluluklara...
Ama bildigim tek sey var,
Yine yuruyorum yalniz ufuklara...


Kim bilir belki kendim sectim bu kaderi,
Artik takmiyorum gecmiste kalan gunleri,
Ne sevincleri, ne kederi,
Deseler de vardir beterin beteri,
Yine yuruyorum yalniz ufuklara...
Omrum akiyor bir caglayan misali,


Ne var ne yok alip goturuyor benden,
Gonul porsumus,yorulmus sevdalardan,
Biktim usandim yalanlardan,dolanlardan,
Yine yuruyorum yalniz ufuklara...


Artik her sey icin cok gec,
Bir kere sen gecmisi bir gec,
Varsa gonlune gore sec,
Kendine gelsen de gelmesen de ey gonul,
Yine yuruyorum yalniz ufuklara...


Yarinda hep umut vardir,
Yasamak,kana,kana mutluluklari tatmak,
Seni sevene can katmak,
Yeniden dogmak ve basarmak,
Zor olsada hedefe varmak,
Yine yuruyorum yalniz ufuklara...

Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin

ghhe3aw2.jpg 

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

Gülüşün

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Sarılışında ne düşler,
Ne düşükler,
Sakınamazsın.

Aynı yolları,
Kimsesiz mekanları,
Birlikte özleme hasreti...
Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.

Bütün iç savaşlarda,
Rehin alındı bu yürek
Kandıramazsın.

Hangi çekilişin
Büyük ikramiyesi bu,
En uzak sevişmelerin
Yeni yetme utancı.
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
Sakınamazsın...
Yeni yetmelik işine gelince:
O zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçede var.
Bazı dillerde yok.

Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Kime niyet kime felaket bu aşk,
Anlayamazsın.

Ödümüz patlıyor acı çekmekten
Oysa;
Biraz da acıdır,
Aşkın mayası.
Kaçınamazsın.

Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
Tutunacak yerimiz yok,
Resmi tutanaklarda.

Gülüşünde bin yıllık hasret var,
Saklayamazsın.
..........................
Bu yazık karşılaşmanın
Alnımıza çakılıyor anafikri:

Aşka cesaretimiz yoksa
Başka zaman görüşürüz!

 
YILMAZ ERDOĞAN

BULUŞMAK ÜZERE

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

 
CAN YÜCEL

----KARŞI DEVRİM- ---

Köhnemiş ufka doğdu, mavi dev sarı güneş,
Gerici yobazları, aldı bir korku-telaş.
Birliğe çağrı yaptı, dedi bu ulus kardeş,
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi fişlendi.

Fitneler birleşerek, başta sorun oldular,
Din maskesi takarak, dinci örgüt kurdular.
Tarikatlar çoğaldı, tüm ülkeyi sardılar,
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi taşlandı.

İşbirlikçi hainler, saldırı başlattılar,
Vatan-ulus demedi. Çıkarlara sattılar.
Yüzler tükürük doldu, yaladılar yuttular,
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi suçlandı.

1950 de, devrimler yok sayıldı,
Devrime karşı olan, suç işledi kayrıldı.
Maskeli dincilerle, yoksul-yetim soyuldu,
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi haşlandı.

İktidar olmak için, her yol mubah dediler,
Vatan cephesi kurup, vatandaşı böldüler.
Barışı-kardeşliği, sinsi-sinsi sildiler,
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi dışlandı.

Laikler dinsiz dendi, katli vacip kılındı,
Laik olan memurlar, görevinden alındı.
Aydın öldüren-yakan, milliyetçi sayıldı,
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi dişlendi.

Yağcılık ve döneklik, en üstün makam oldu,
Devlet yönetimine, zübük-zadeler doldu.
Rızaoğlum, Atatürk yanlıları kovuldu.
Mavi dev devrimine, karşı devrim başladı.
Devrim sözü edenler, suçlu dendi yaşlandı.
-20- HAZİRAN- 2009-
-FAHRİ BULUT RIZAOĞLUM-

Fahri Bulut

 

Aşkın Anatomisi

Gittiğim bütün hekimler aynı şeyleri söylediler söz birliği etmişçesine
´Aşk hastalığıdır bunun adı ve çok sarsar insanı bu yaştan sonra..´
Oysa ne yalan söyleyeyim,
Ben yalnızca bir kuyrukluyıldıza çarptığımı sanmıştım
Yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken
Yüreğim bir patlamayla aydınlanınca..

Aşkın Anatomisi
Aşk bir hastalık mı?

Okan Bayülgen tam da Sevgililer Günü'nde ne de güzel söyledi:

"Aşk, bir hastalıklı durumdur.."

Normal bir şey değil ki, aşk. Kendini değil de bir başkasını bu kadar düşünmek, onun için her şeyi yapabilecek duruma gelmek, uğruna ölmek, öldürmek... Doğa üzerinde yaşayan her canlının doğal dürtüsü olan "yaşamda kalma savaşı", neden aşk söz konusu olunca silinir gider ve insan neden aşağılanmaya, acı çekmeye böylesine karşı konulmaz bir biçimde kapılır. Bilim adamları, aşkın bir hormonal değişim ya da bir kimya oyunu olduğunu söyleye dursa da aşk aslında simyadır. İnsanı altına çevirme sanatıdır. Aşkla başlar yaşam ve aşk, olanın üzerine bir yağmur gibi iner, gözler sadece güzel olanı görür. Andre Maurois buna "aşkın kristalizasyon etkisi" demiştir. Görülen her şey pembedir. Kan basıncı artar, hafif bir esriklik bedeni sarar. Bu yüzden şarap aşkın içkisidir, ister kırmızı, ister pembe olsun. Kan rengi ile anlatılır aşk, her ne kadar pembe ile tasvir olsa da. Kan, yaşamın dirimidir, devamıdır. Bedenin her yerini kaplar. Aşk Hastalığı derler adına.. Yemekten, içmekten kesilir insan. Ayrılığın rengi sarıya dönüşür tenin rengi, cevap alınmazsa. Ama bir de karşılıklıysa ten güzelleşir, renklenir. Bahar gelir yüreğin odalarına. Aşık kadınların güzelleşmesi boşuna değildir. Ostrojen hormonunu salar beden seven erkeğin dokunacağı her alana. Aşıklar kalple anlatır aşkı. Çünkü aşkın sesini duyuran tek organdır kalp. Ritmi hızlanır, yüreğin sesinin duyulacağından korkulur. Anatomi kitaplarının kapağına aslında koca bir kırmızı kalp resmi çizmeli ve içine de şöyle yazılmalı:
Sen, Ben ve Aşk...

HAYDİ GÜLE GÜLE GÜLÜM...

Haydi güle gülü gülüm
haydi güle güle
Hani ağlamak yoktu?
Ağlama kızım,
gözüne batacak sürmelerin.
Taksiye bindin işte,
işte hapishanesinde yattığım şehrin
geçiyorsun içinden.
Şöför belki ben yaşta bir adam
dikiz aynasından bakıyor sana
anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
Belki onunda içerde yatanı vardır,
belki tanır beni, belki kendiside bizdendir.
Biliyorum:
Demirlerden seyrettiğim bu şehir
kaplıcalar
türbeler
ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
Ve sahici insanları
benim insanlarım
nasılda perişan...
Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
sen gözyaşları arasından
onlara baktığın zaman.
Sen bu şehre bundan öncede geldin demek?
Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın!
Öylemi? AĞLA GÜLÜM!
Hemde hüngür hüngür ağlamalısın.
Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama!
Etrafına bak:
Ben ve şehir çoktan arkada kaldık

 
NAZIM HİKMET

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM...

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

 
NAZIM HİKMET

Myspace Backgrounds Myspace Backgrounds