|
ben olsam böyle yapmazdım;
seni sabaha kadar ağlatmazdım...
kuşlara müjde vermek yerine
geceyi böyle sessizce ağartmazdım...
ben olsam böyle yapmazdım;
böyle kolay vazgeçmezdim
asırlarca kavrulmuşken
yağmura şemsiye açmazdım...
ben olsam böyle yapmazdım;
sevdayı yerlere atmazdım...
bunca güzellik görmüş bir aşkı
üç kuruşa satmazdım...
sevdiğimin elleri dururken
şeytanın elinden tutmazdım...
ben olsam;
yap maz dım ...
''kime anlatayım şimdi seni, kime söyleyeyim? seherde sabahı müjdeleyen serçelerin şarkısında, sahile vuran dalganın gecenin karanlığıyla büyüyen sesinde, baharı müjdeleyen tomurcuklarda seni görürken, dalgalara, kuşlara, tomurcuklara seni anlatırken, en karga sesimle avazım çıktığı kadar senin şarkını söylerken, şimdi kime ne diyeyim? kimseler bilmesin şimdi nerdeyim, kimseler görmesin ne haldeyim... tutunacak dal bile kalmadı ikimize artık... şimdi artık ne baharı müjdeleyen dallar, ne sabahı bekleyen serçeler... şimdi ne ağaçtan düşüp pantolonu çamur olan o ıslak tişörtlü çocuklar, ne de yalnızca o yaramaz çocukların üzerine yağan kadife yağmurlar; artık kimse duymuyor beni, kimse duymuyor seni...
|